Dedem Abdurrahim Zapsu, arkadaşı Said Nursi ile birlikte esir düştü

Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, dedesi Abdurrahim Zapsu'nun Said Nursi ile birlikte Ruslara karşı savaşırken esir düştüğünü söyledi

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-1992'de Diyarbakır'da Yeşil'in başında bulunduğu JİTEM elemanları tarafından katledilen Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, dedesi Abdurrahim Zapsu'nun Said Nursi ile birlikte Ruslara karşı savaşırken esir düştüğünü söyledi:

Sabah Gazetesi'nden Ersin Kalkan, Musa Anter'in çocukları Anter, Rahşan ve Dicle Anter ile görüştü. Çocukluklarını ve babalarını anlatan kardeşler aynı zamanda Abdurrahim Zapsu'nun torunları.

Rahşan Anter'in sözleri şöyle:

"Annemi anlatmaya dedem Abdurrahim Zapsu'dan başlamam gerekiyor. 1890'da Van'ın Başkale ilçesinde doğan dedemin soyu baba tarafından Abdülkadir Geylani, ana tarafından ise Abbasi sülalesine dayanıyor. Osmanlı devrinde Kürt meselesi üzerine ilk ses çıkaran entelektüellerden biri olarak kabul ediliyor. Çok saygı gören bir şair ve yazardır. Kürtçe tiyatro eserleri kaleme alıyor. Çok sayıda kitap yazıyor. Bu kitaplardan biri de üç ciltlik Büyük İslam Tarihi adlı eser. I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi'nde Ruslara karşı savaşırken yakın arkadaşı Said-i Nursi ile birlikte esir düşüyor. Bedirhan Paşa'nın torunlarından biri olan büyükannem Hidayet Hanım'la tanışıp evleniyor. Annem Hale Hanım ve dayım Mustafa Pertev dünyaya geliyor. Cüneyt Zapsu, Pertev dayımın oğludur."

ABDURRAHİM ZAPSU VE SAİD NURSİ

Bediüzzaman’ın Rusya’da esarette iken, kampı teftişe gelen kumandana ayağa kalkmaması olayını ilk defa Abdurrahim Zapsu basına duyurdu. Bilindiği gibi bu hadise 1917 yılında Moskova’nın kuzeydoğusundaki Volga Nehri kenarında bulunan Kosturma’da cereyan etti. Zapsu, bu hadiseyi bir subaydan dinlemişti. Buna karşılık Bediüzzaman, aradan otuz yıl geçmesine rağmen olayı kimseye anlatmamıştı. Abdurrahim Zapsu, bu hadiseyi 1948 yılında Ehl-i Sünnet mecmuasında yayımlattığı makalesi ile duyurdu. Neşredilen makale Bediüzzaman’a okununca şunları söylemiştir:

“O esaret hadisesinin aslı doğrudur. Fakat şahidim olmadığından tafsilen beyan etmemiştim. Yalnız bir manganın beni idam etmek için geldiğini bilmiyordum, sonra anladım.

"Ve Rus kumandanı tarziye için Ruşça bir şeyler söyledi, ben bilmedim. Demek, hazır bulunan ve bu hadiseyi gazeteye ihbar eder Müslüman Yüzbaşı anlamış ki, kumandan tekrar tekrar ‘affet’ demiş.”

Yıllar sonra Emirdağ’ında sürgün tutulan Bedizzaman’ı burada ziyaret eden Abdurrahim Zapsu böylece irtibatını devam ettirmiştir. Buna karşılık 1958 yılında İstanbul’a gelen Bediüzzaman’ın, Abdurrahim Zapsu’ya misafir olduğu nakledilmektedir.

Abdurrahim Zapsu’nun adı direkt olarak Risâle-i Nur'da geçmemekte, Pakistan’dan yazan Seyyid Salih’in bir mektubunda geçmektedir. Seyyid Salih, Pakistan’da Bediüzzaman’a karşı büyük bir saygı ve sevginin varlığına işaret etmiş, Üstad'la olan irtibatından dolayı burayı ziyaret eden Abdurrahim Zapsu’ya büyük hürmet gösterildiğini, Üstadımız (Bediüzzaman) yerine Zapsu’nun ellerini öptüklerini ve duâ talebinde bulunduklarını belirtmiştir.

Abdurrahim, soyadı kanunundan sonra, Zapsu soyadını almıştır. Bu adı, Hakkari il sınırları dahilinde bulunan Zap Suyu’na atfen aldığı belirtilmektedir. Hidayet Hanımla evlenmiş ve evlilikten ikisi kız ve ikisi erkek olmak üzere dört çocuğu dünyaya gelmiştir. Abdurrahim’in torunu olan Cüneyt Zapsu’nun babası ise büyük oğul Mustafa Pertev’dir.

Abdurrahim Zapsu 1947-48 yıllarında bir kızını Alman, diğerini Fransız lisesinde okutmuştur. Bu yabancı okullarda okutulma konusu, Cüneyt Zapsu’nun başbakan danışmanı olduğu yakın dönemde, eleştiri konusu yapılmıştır.

Necip Fazıl Kısakürek’in öncülüğünde kurulan Büyük Doğu Cemiyeti’nin kurucu üyesi olan Abdurrahim Zapsu, İstanbul’da bulunan Dicle Talebe Yurdu’nda yöneticilik yaptı. Bu yurtta daha çok Doğu Anadolu’dan gelen öğrenciler kalmakta idi. Musa Anter de bu yurtta kalmış ve daha sonra Abdurrahim Zapsu’nun kızı olan Ayşe Hale ile evlenmiştir.

Hakkında çok fazla ayrıntılı bilgi bulunmayan Abdurrahim Zapsu’nun adı, Başbakan danışmanlığını yapan ve dedesine ait olan iki ciltlik “Büyük İslam Tarihi”ni yeniden neşrettirerek milletvekillerine dağıttıran Cüneyt Zapsu ile gündeme gelmiş ve hakkında muhtelif yazılar yazılmıştır. Abdurrahim Zapsu’nun Bediüzzaman’ın “talebesi”, “arkadaşı”, Ruslara karşı Bitlis’te Bediüzzaman Said Nursî ile birlikte savaşan kişi olduğu ifade edilmiştir. Cüneyt Zapsu, eseri yeniden neşrederken önsözde dedesinin vasiyetine de yer vermiştir. Bu vasiyetinde hakkını helâl etmeyi, namaz kılmaları şartına bağlamış ve özellikle namaz hususunda ısrarcı olmuştur.

Cüneyt Zapsu’nun basında yer alan ifadelerine göre; Abdurrahim Zapsu Kürt Talebe Ümit Cemiyeti’ni kurmuş, Kürt Teali Cemiyeti’nin üyeleri arasında yer almıştır. Ancak, Şeyh Said hadisesine karışmamış ve katılmamıştır. Kürt talebelerle ilgilenmiş, eğitimleriyle uğraşmıştır. Bu uğraşta ağırlık mânevî ve dini eğitim olmuştur. Ayrılıkçı bir faaliyet içinde bulunmamıştır. Cüneyt Zapsu, dedesinin dostları arasında Hem Said Nursî’nin hem de Necip Fazıl’ın olduğunu ifade etmiştir.

Abdurrahim Zapsu 1958 yılında vefat etmiş ve Edirne Kapı mezarlığında defnedilmiştir. Bazı eser ve makalelerinin yanında şiirleri de neşredilmiştir.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Bediüzzaman Haberleri