
Şahin DOĞAN
İdam cezası üzerine düşünceler
Bazı suçlar için idam cezası olmalı ama naçizane kafama takılan bir soru var: idam sanığın tövbe edebilme ihtimalini ortadan kaldırmıyor mu? Yani herhangi bir suçtan dolayı idam edilen bir insanın günün birinde yaptığı işten pişmanlık duyup samimi bir şekilde tövbe etmeyeceğini garanti edebilir miyiz?
Sözgelimi Hz. Hamza'yı feci ve acımasızca şehit eden Hz. Vahşi eğer Müslümanlarca o gün bulunup öldürülseydi muhtemelen müşrik olarak ölecekti ve cehenneme gidecekti. Ama biliyoruz ki Hz. Vahşi sonradan samimi olarak tövbe etti, Müslüman oldu, sahabe oldu, Hz. Peygamberin (a.s.v) iltifatına mazhar oldu.
Bu sorunun cevabını kader ve takdir-i ilahi ile açıklarsanız, diyecek sözüm yok, amenna ve saddakna! Çünkü “mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.” Ama kendi payıma aklı ikna sadedinde yapılan kimi izah ve açıklamaların en azından “kifayetsiz” kaldığını söylemek zorundayım.
İdam cezasını, İslami hükümlerin cari olduğu bir beldede uygulanan “kısas” ile karıştırmak büyük bir yanlıştır. Kısas bir neden değil bir sonuçtur. Sonucu ortaya çıkaran nedenlerden biri eksik ise sonuç uygulanmaz. Uygulansa zulüm olur. Mesela Hz. Ömer’in kıtlık ve kuraklık zamanında hırsızlık yapanlara had cezası uygulamaması gibi. Ülkemizin şer’i hükümler ile yönetilmediğini söylemeye gerek bile yok.
Kısasla ilgili ayet-i kerimenin sonunda takdir hakkının maktulün ailesine ve yakınlarına bırakıldığı, af ederlerse eğer onlar için daha hayırlı olacağı belirtilerek dikkatler bilhassa “yaşatma hakkı”nın önemine ve kutsallığına çekilmek istenmiştir.
İdam geri dönüşü olmayan bir cezadır. Tekrarı yoktur. Hata kabul etmez. Adalet terazisi hassas işlemezse nice zulümlere ve kıyımlara kapı aralaması mukadderdir. Suçun niteliği, kapsam alanı, sübutu, karineler, icracıların niyeti gibi hususlarda beşeri unsurlar (keyfilik) devreye gireceğinden netice itibariyle işin nereye varacağı bilinemez.
Şeyh Said ve arkadaşları, Adnan Menderes ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları örneklerinde sıkça gördüğümüz üzere hiç kimse şimdiden ileride böylesi feci akıbetler ile karşılaşmayacağımızı garanti edemez. Onun için evvela idam değil, idama giden yolları idam etmek lazım.
Bu geçici ve kararsız dünyada adaletin tam tecellisinin nihai tahlilde fani insanların eliyle gerçekleşeceğini umut ettiğimizden Kur'an-ı Kerim’in itabına mazhar olan “kahrolası o lanet insan”ın ise beklentilerimizin aksine her zaman adalet ile hükmetmeyeceğini tarihi tecrübelerimizden biliyoruz.
Giyotin insanlık için bir şeref değildi, onur kırıcı bir şeydi. İnsanlık onur kırıcı bu lanet aygıttan kurtulmak için çok düşündü, çok mücadele etti, nice kanlar döktü ve kısmen de başarılı oldu. Bize düşen bu başarıyı büyük bir kararlılık ile devam ettirmeye çalışmak olmalı.
Bu son paragrafla ne demek istediğimi anlamak isteyenler Fransa’nın en büyük zekalarından Victor Hugo’nun “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” isimli ilk romanını teenni ile okumalarını hararetle tavsiye ederim.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Idama tevbe etme ihtimali(!)üzerinden karsı olmak???Akıl tutulmasi degilse en kibarca kuvvei gadabiyenin tefritindendir. Bir masun yavrucuğu önce alcakca tecavuz edip sonra hunharca öldıren bir canavarı idsm etmeyip "belki pişman olur csnim,tevbe eder belki"fiye besleuecek miyiz?Bu nasil bir msntiktir?Bu sitede boyle bir görüsü çok yadirgadim açikcasi. O zmn idsma karsıysaniz kısasa da karşisiniz.Arada hic te öyle ileri durduguniz gibi bir fark yok. Hâşa o zmn kısas edilenlerin de tevbe ihtimali var cnm kısas ta yanlış(sümme haşâ)manası mı çıkartalım. Bir insanı hstta birden fazlasinı bazân binlercesini hunhsrca kstleden biri yaşams hakkına sahip degiĺdır.Csnavarlaşmış bedeni ortadan kslditilmakı habiß ruhu toplumdan temizlenmelifit. Ha tevbe mi eder etmez mi onu bilemeyiz edecekse zaten o kadar vakti olacsktir o ahiretini ilgilenditir. Ama bir masumun hayatinı çalan bir caninin hakkı hayatı yoktur.Bu yaşatma taraftarlıgı fln.carpik zihniyetinizi de şiddetle kinıyorum.
Yanıtla (6) (0)EDİTÖR NOTU: Bu yazıya da bakınız: https://www.risalehaber.com/kisas-haktir-idam-icin-referandum-yapilsin-20205yy.htm
Aynen katılıyorum. Böyle bir katle ve vahşice öldürülmeye maruz kalmış bir masum çocuğun anne ve babasıyla bu zihniyeti yüzleştirmeli. Allah'ın onlara ve topluma verdiği kısas hakkı karşısındaki bu tekellüflü tevilleriyle hükmü Kurana, emri nebeviyeye ve vicdanı umumiye zıd ve ters düştüklerinden istikamette değiller. Allah "ey akıl sahipleri, kısasta sizin için HAYAT VARDIR" diyor, bunlar kısası ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu işler yazarların işi olmamalı, bu işler ilim ehliin işi olmalı. Bu mantıkla her türlü suçlunun öldürülmesi de mümkün olmaz çünkü tevbe edebilir! Süt bozulunca peynir olur, lor olur amma yağ bozulunca zehir olur !!
Yanıtla (6) (0)Türkiye gibi ülkelerde "idam" cezasının olmasını; bir müslüman onaylamalı mı, onaylamamalı mı? Sorusunun cevabını bulabilmiş değilim. "İslâm'da kısas ve idam var; o hâlde ülkemizde idam cezası olmalı" demekte doğru bir kıyas ve akıl yürütme değil. Çünkü: Türkiye'de İslâmî/Şer'î sistem ve kanunlar yok; olmadığı için, bu kanunlara göre verilecek idam cezası da, İslâmî açıdan "cinayet ve zulüm" kapsamına girebilir. Bilemiyorum. (Ayhan KÜFLÜOĞLU)
Yanıtla (0) (7)O vakit işi ehline bırak. İhsan Şenocak başta olmak üzere kısasın tatbikini öngören hocalar var ve açıkça yazdılar. Bu memleket bütün bütün gayr-ı müslim değildir ve her cevabı da yazarlar bulamaz. Bu mesele diyanet ile birlikte hükümetin ele alacağı bir meseledir. O mertebede çok sayıda ilim ehli hocalar ve alimler vardır. Kuran'ın açıkça emrettiği mutlak ayetler üzerinde tekellüflü tevillere girilmez, mazlumun emredilen hakkı sahibine iade edilir...
Yanıtla (5) (0)"Burası bütün bütün gayr-ı müslim bir memleket değil. Nihayetinde düzenlemeleri hassasiyetle yapabilecek imkanlar ve ilim ehli de vardır."
Yanıtla (4) (0)ustadı azam derki kaosun, gerçek asayiş ve düzenin olmadığı ortamlarda güvenlik ve asayişler ancak istibdadı mutlak ile temin edilir. yani sayın yazar ve bazı yorumcularının zanlarının aksine, gerçekte cezaların suçla orantılı düzeyde olmaması, tövbe kapısının açık bırakılması romantikliği ile değil(o işin kader boyutu onu bilemeyiz, onu Allaha havale ederiz) bilakis cezaların ağırlaştırılması gerekiyor ki İlahi düzenin olmadığı düzenlerde yaşanabilme asgari ortamı oluşsun.
Yanıtla (6) (0)Adalet tam tecelli etmeyecekse baska suclarda da etmez. O zaman kimseye ceza vermeyelim, Allah hepsini ahirette halletsin!
Yanıtla (3) (0)Bu mu yani?!...
"Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas FARZ KILINDI"
Yanıtla (15) (0)"Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır" (Bakara, 178,179)
Kur'an'da, mutlak bırakılan bir hüküm varsa, ona kayıt koymak, bir ayetin ya da mütevatir bir hadisin işidir!; yoksa bizim vehmimizin, nefsimizin haddi değildir!
Peki mutlak bırakılan bu hükmü kim tatbik edecek? Şeriat devleti mi, laik devlet mi?
Yanıtla (1) (4)Burası bütün bütün gayr-ı müslim bir memleket değil. Nihayetinde düzenlemeleri hassasiyetle yapabilecek imkanlar ve ilim ehli de vardır.
Yanıtla (8) (0)Devlete karşı işlenen suçlarda idam olmamalı ama kişilere karşı işlenen bazı suçlarda mesela çocuğa taciz edip onu öldürenlere , teammüden adam öldürenlere neden idam gelmesin
Yanıtla (1) (5)Hainlikve ihanet, sair suçlardan ayrıdır..
Yanıtla (7) (0)