Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan ÖZEL

Bediüzzaman'ın Bayramları Nasıldı?

Gün ışığı, demir parmaklıkların ardından süzülürken, hapishane koğuşunun rutubet ve küf kokulu duvarlarına vuruyordu. Dışarıda, bayram namazına koşan çocukların neşe çığlıkları, içerideki mahpusun kulaklarında hüzünle yankılanıyordu. Çünkü büyük bir neşe ile bayram namazına gitmekten mahrumdu mahpuslar.

Mahpuslar içinde bir Gönül Sultanı vardı: Bediüzzaman Said Nursi.. Son Devrin Din Mazlumlarından. Yokluk içinde varlığı bulmuş. Gönüllerde taht kurmuş. Ayine-i Samedin yolunu insanlara açmak için tüm enerjisini sarf etmiş.

Bediüzzaman, köşesine çekilmiş, elinde okumak için Kur'an'ı Kerim bile verilmemiş ama o çocukken zihnine yazmıştı her bir Kur'an harfini. Zihni herbir mana ile meşguldü. İlham ile telif edilen Risale-i Nur eserleri an be an vücut buluyordu. Âlem-i ilimden âlem-i şehadete çok zor şartlar altında geliyordu. Kimi zaman sigara kağıdı kimi zaman çimento kağıdına damlıyordu mürekkepler. Afyon zindanlarının soğuk taşları, onun bayram şenliğinin sessiz şahitleriydi. Istırap dolu Afyon hapsi... Koğuşuna cezaevinin lağım suyu bağlanmış, elli kişilik koğuşta tek başına hem yalnız hem soğuk hem yokluk ve zor şartlardaydı. Ama o bundan şikayetçi olmamış ve Şualar isimli eserinde şunları yazmıştı:

Komşudaki haylaz gençlerin kapıda gürültüleri akşam yatsı ortasında bana zarar ederdi, fakat az idi.

O kapıyı da aynı gün bir bahane ile kapattılar.

Hem fena koku menzilimde ziyadeleşti, hem o haylazların kapıma yakın gürültüleri ziyade bana zarar verdi.”[1]

ZİNDAN BAYRAMLARI: DEMİR KAPILAR ARDINDA KUDÜS

Eskişehir’de bir Ramazan Bayramı

Gardiyanlar, mahkûmlara bir lokum uzattığında, o “benim bayramım, iman-ı tahkikî ile olur” diyerek tebessüm etmiş, sonra dönüp kırık bir tahta masanın üzerinde kibrit kutusuna Esma-i Sitte Risalesi'ni yazmaya devam etmişti…

Denizli Hapishanesi’nde Kurban Bayramı

Dışarıda kurbanlar kesilirken, o en büyük kurban nefistir diyerek kendi nefsini terbiye etmenin derdindeydi. Çünkü nefis yılkı atı gibiydi. Onu ehlileştirirse çok daha kazançlı çıkacağını biliyordu. “Şarkın Yalçın Dağlarında Doğan Güneş” çocukluğunda atlarla haşir neşir olmuştu.

Talebelerine yazdığı mektupta: Bizim bayramımız, küfrün kal’asını zapt etmektir şiarıyla satırlarına not düşmüştü.

Sürgün Evlerinde Tek Başına Bir Bayram

Emirdağ’da, tek odalı kerpiç evinin penceresinden, uzaktaki minarelerin bayram ışıklarını seyrederken, “bu dünya misafirhanesinde garip bir yolcuyum” diye mırıldanıyordu. Kapısını çalan köylüler, "Hocam, bayramınız mübarek olsun!" dediklerinde, onlara Risaleden bir bahis okuyarak mukabele ediyordu. Bayramlaşma, onun için iman kardeşliğini tazelemek demekti.

Bayram Namazı: Zincirler Altında Bir Direniş

Afyon Mahkemesi’nden çıkarken, jandarmaların nezaretinde bayram namazına götürüldüğünde, cemaatin şaşkın bakışları arasında, secdeye varırken “Ya Rabbi, bu millete hakikî bayramı, Kur’an’ın zaferiyle nasip eyle!” diye dua etmişti.

Namazdan sonra, "Bizim bayramımız, hürriyet-i şer’iyyedir" diye haykıracaktı ama jandarmanın sert bakışları, sözünü boğazında düğümlemeye yönelikti ama o asla korkmadı çekinmedi.

Mektuplar: Hapishaneden Taşan Bayram Tebrikleri

Hücresinde, bayram sabahı kağıda düşürdüğü mürekkep lekeleriyle yazılmış bir mektupta şöyle diyordu:

“Aziz kardeşlerim! Hakikî bayram, ölümü öldüren Haşir Risalesi’ni anlamaktır. Sizin bayramınızı, binlerce kilometre öteden, bu zindanın karanlığında yüreğimle hissediyorum.”

Son Söz: Bayramsız Bir Bayram Kahramanı

O, ne çocuklar gibi şeker topladı, ne de sofralarda bayram yemeğinin tadına baktı.

Ne talebeleriyle sohbet meclisleri kurdu ne bir vaiz gibi kürsülerde halka hitap edip gönüllerden dimağlara girdi.

Onun bayramı;

Hapishane avlusunda tek başına kılınan bir namaz,

Sürgün evinin duvarına vuran gölgelerle yapılan muhasebe,

Kur’an’ın ayetlerinden fışkıran ebedî saadetin müjdesiydi.

Bediüzzaman'ın şu ifadesi her şeyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Bu yirmi sene kırk bayramımı münzevi, yalnız geçirdim.”[2]

Risale-i Nur eserlerinin neşredilmesi, talebelerin tesânüt içerisinde Risale-i Nur külliyatının düsturları müvacehesinde hizmet etmeleri Bediüzzaman için bir bayramdı.

Bunu şu mısralardan çok rahatlıkla anlayabiliriz

“Risale-i Nur'un kıymetdar hâsiyeti ve şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin kemal-i sadakatı bu manevî Nur bayramına vesile oldu.”[3]

Bu betimleme, Bediüzzaman Said Nursi'nin mücadele dolu hayatına bayramlar kısmına edebî bir bakış açısıyla yazma denemesidir.

Vefatının 65. Rahmet, minnet ve şükran ile yad ediyorum.

Aziz üstadının Aziz ruhaniyeti için el Fatiha.

[1] Şualar (303)

[2] Emirdağ Lâhikası-1 (77)

[3] Emirdağ Lâhikası-2 (232)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum